DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Dr.Mehmet SERTKAYA
Dr.Mehmet SERTKAYA
Giriş Tarihi : 18-12-2020 11:04

Bitkisel hayat ne demektir?

 

Bitkisel hayat terimini duymayan var mıdır? Belki etrafımızda, belki de görsel medyada bitkisel hayata girmiş bakıma muhtaç insanları görmemiş olmamız olanaksızdır. Evet gerçekten hepimizi üzen bir durumdur değil mi? Ama elden bir şey gelmiyor. Allah, bitkisel hayata girmiş bütün hastalarımızın yakınlarına sabırlar versin, onlara büyük mükafatlar versin.

 

Bitkisel hayat terimini mecaz anlamda da kullandığımız durumlar olmaktadır kimi zaman. Peki, bitkisel hayat ne demektir. Gelin beraber tıbbi anlamını inceledikten sonra, bu yazımızda hayatımızla ilgili bitkisel kavramını nereye oturtabileceğimize bakalım.

 

Gerek bir kaza sonucunda, gerekse ağır bir hastalık sonrasında bazı hastalar bir süreliğine komaya girebilirler. Koma durumunda ise bir insanı insan yapan bilincin kaybı söz konusudur. Bilinçli olmak ne demektir. Hem kendinin, hem de etrafının farkında olmak demektir. Koma halinde, sinir sistemimizin sağladığı bu bilinçlilik durumu kaybolmuştur. Koma geçici de olabilir, kalıcı da. Koma durumunda çevrede olan bitenden haberdar olamayız. Ne dışarıdan gelen sesleri işitebiliriz, ne de uyarılara cevap verebiliriz. Nefes alabiliriz, tansiyon ve nabzımızı oluşturacak otomatik bir kalp aktivitemiz vardır.  Yani komadaki bir insan ölü değildir, geri dönüşün mümkün olduğu bir durumdadır.

 

Bitkisel hayat ise, koma sonrasında hastanın uyanıklığa dönmesine rağmen tüm bilişsel işlevlerini yitirmesi durumudur. Daha çok, beyin sapının sağlam kaldığı, yaygın beyin dokusu lezyonlarında görülen bir durumdur. Bitkisel hayatta geri dönüş şansı kısmen ya da tamamen bulunmaktadır. Bir sonraki aşama olan beyin ölümü ise geri dönüşümsüzdür.

 

 Beyin ölümü, en anlaşılabilir tanımıyla bütün beyin fonksiyonlarımızın geri dönüşümsüz bir şekilde yitirilmesi demektir. Beyin ölümü tanısını koymak için farklı daldan uzman doktorların birlikte karar vermesi gerekmektedir. Beyin ölümü gerçekleşen hastalar da, vücuttaki yaşamsal fonksiyonları sağlayan bir takım depolar tamamen tükendikten sonra, solunum cihazına bağlı olsalar bile kalbin artık çalışamaması ve durması sonucunda eks olurlar, yani ölürler, yani vefat ederler. Allah tüm vefat edenlerin tüm yakınlarına sabırlar versin.

 

Pekala, bitkisel hayat terimini mecaz anlamda kullandığımızda ne demek istiyoruz. İnsanlar hem ayakta gezip, hem de bitkisel hayatta olabilirler mi? Toplumlar ya da devletler de bitkisel hayata girebilirler mi? Tabii ki evet. Yoksa neden kullanalım ki böyle bir terimi. Nasıl ki, bitkisel hayattaki bir insan, diğer insanların yardımına muhtaçsa, yani yaşaması için gereken beslenme, bakım gibi durumlar için dışarıdan bir desteğe muhtaçsa, bu şekilde ayakta duran insanlar ve toplumlar da bitkisel hayatta demektir.

 

Eğer bir toplum, kendi ihtiyacı olan gıdaları üretemeyip dışarıdan alıyorsa, kendi ihtiyacı olan telefon, tablet, televizyon, bilgisayar gibi bütün elektronik ihtiyaçlarını üretemeyip dışarıdan satın alıyorsa, otomobilini, uçağını, trenini, savunma sanayisi için gerekli bütün vasıtaları ve teknolojileri dışarıdan almak zorunda kalıyorsa bitkisel hayattadır diyebilir miyiz. Bir toplum yüzyıllar boyunca nasıl ve hangi sebeplerle bitkisel hayattaymış gibi dışarıdan desteğe muhtaçmış gibi yaşayabilir. Hiç mi zoruna gitmez bir toplumun, hep diğer toplumların ürettiği tıbbi malzemelere, teknolojik ürünlere, tarım ve sanayi araçlarına, endüstriyel ürünlere, ulaşım ve iletişim araçlarına muhtaç olmak.

 

Kullandığımız neredeyse her şeyin markası yabancı isimlerden oluşmuyor mu? Bazen ayıp olmasın diye ve yerliymiş gibi görünsün diye, bu tür toplumlar için yerli isimler de kullanır gerçek üreticiler. Bünye alerji olmasın diye, daha rahat kabul etsin diye, uykusundan uyanmasın ve mışıl mışıl uyumaya devam etsin diye. Ne zamanki böyle bitkisel hayata teşvik edilmiş toplumlar bir şey üretmeye kalkışsa, aman efendim siz zahmet etmeyin, biz size hediye ederiz, biz zaten üretiyoruz derler. Ya da bir takım hilelerle, bir takım hainler aracılığıyla engel olurlar böyle bir üretim girişimine. Yeter ki, uyumaya devam edelim toplum olarak, yeter ki bitkisel hayatı benimseyelim, hiçbir masraftan kaçınmazlar bakıcılarımız. Bizim için her şeyi üretirler onlar.

 

Ülkemizin son yıllarda kat ettiği gelişmeler, tabii ki birilerinin zoruna gidecektir. Çünkü sürekli onlara bağımlı olmamızı istiyorlar. Ama eninde sonunda su, yolunu bulacaktır. Hep aynı kalacak değiliz. Her yönden ayağa kalkacağız, her şeyin en iyisini de üreteceğiz. Yeter ki, çalışmaya azmedelim. Ama şunu unutmayalım ki farkı kapatabilmemiz için, en az beş on kat daha fazla çalışmalıyız, daha fazla mesai harcamalıyız, daha çok kafa yormalıyız. Başarılı insanların önünü açmalıyız, yeni buluşları desteklemeli ve üreticiliği, bilimselliği, çalışkanlığı sürekli teşvik etmeliyiz. Her şeyden önce kendimize inanmalı ve güvenmeliyiz.

 

Konuya bireysel olarak, yani fert fert, tek bir insan açısından, bakacak olursak durum yine benzerdir. Ancak gelin biraz daha farklı bir açıdan bakalım. Eğer bir insan, sürekli aynı şeyi yapıyorsa, hayatına hep aynı şekilde devam ediyorsa, monoton bir duruma girmişse, bilgisinde ve becerilerinde bir gelişme olmuyorsa, ufku her geçen gün genişlemiyorsa, bütün yeniliklere ve farklılıklara karşı kapalıysa, hep aynı insanlarla konuşuyor ve selamlaşıyorsa, diğer insanlarla konuşmaya, selamlaşmaya ve tanışmaya tenezzül etmiyorsa, bu hayatta hiçbir riske girmeyi göze alamıyorsa bitkisel hayattadır diyebilir miyiz sizce de.

 

Bir insan düşünün, bir köyde doğuyor, bir köyde yaşıyor ve hiçbir yeri göremeden köyde ömrünü tamamlayıp ölüyor. Bir insan düşünün, bir şehirde doğuyor, o şehirde yaşıyor ve başka hiçbir şehri göremeden ölüyor. Bir insan düşünün bir ülkede doğuyor ve hiçbir diğer ülkeyi göremeden ölüyor. Ya da bir insan düşünün odun olarak doğuyor, odun olmaya devam ediyor, ne keresteye dönüşüyor, ne tahtaya, ne deftere, ne kaleme, ne de masaya, sadece odun olarak kalıyor, bari bitki olmaya devam etseydi. Sözüm meclisten dışarı, lütfen kimse alınmasın, kimseler kızmasın. Amacımız kimseyi hor görmek ya da küçümsemek değildir arkadaşlar.

 

Asıl amacımız ve dile getirmek istediğimiz şey, gerek bireysel anlamda, gerek toplumsal anlamda silkinmek, etrafımıza bakmak ve bir an önce ne üretebileceğimize, bu dünyaya ne sunabileceğimize bakmaktır. Bütün okurlarıma bütün yüreğimle en yüksek başarılar diliyorum. Tabii ki her şeyin başı sağlıktır arkadaşlar, bu yüzden öncelikle sağlıklı olmanızı diliyorum. Saygı ve selamlarımla.

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
2019-2020 Lig Şampiyonu Hangi Takım Olur?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
türk ifşa alemi türk ifşa http://www.seoesc.com/