DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Dr.Mehmet SERTKAYA
Dr.Mehmet SERTKAYA
Giriş Tarihi : 05-03-2021 22:34

Bu hayat beyne sığar mı?

Ne kadar çok stres yapacak şey var bu hayatta, değil mi? Sıkıntılar, dertler, işler, yoğunluklar üstümüze üstümüze geliyorlar. Rahat bir nefes almak zorlaşmış. Şöyle dertsiz, tasasız, sorunsuz bir zaman geçirmek imkansız hale gelmiş. Bir sorunu hallediyorsunuz, sonra bakıyorsunuz ki başka bir sorun karşınızda duruyor. Bu hayat sürekli keşmekeşlerle doluymuş meğer. Ama yine de bizi ayakta tutan umutlarımız var, bir gün her şeyin halledilmiş olduğu, hiçbir sorunumuzun olmadığı, bizi üzecek hiçbir şeyin ortalarda olmadığı günlerin hayali var, belki de.

 

Herkes kendi sorumluluklarını yerine getirseydi, belki birilerimizin yoğunluğu bu kadar fazla olmazdı. Ne kadar çok uğraşacak sorun ve insan olursa hayatınızda, maruz kaldığınız stresin yoğunluğu da o kadar fazla olur, değil mi?. Çevrenizdeki insanların her biri size bir iş ve sorumluluk yüklerse, herkes kendi halledebileceği bir işini size yaptırmaya çalışırsa ve siz de bunları kabul ederseniz, haliniz perişan olur, sırtınızda ağır bir yükle kambur gezersiniz ortalarda. Halbuki, bu uğraşların her biri kendi başına cılız ve kolay işlerdir, ancak hepsi üst üste bindiğinde ve her birine ayıracak zamanınız ve enerjiniz yetmediğinde her biri kendi başına çok büyük bir hale gelir. İşte o zaman bir bıkkınlık gelir size, bilinciniz de yorulur, bilinçaltınız da. Bu hayat beyninize sığmaz olur adeta.

 

Herkesin bir kapasitesi var. Her bakımdan. Gerek zihinsel anlamda, gerek zamansal anlamda, gerekse bedensel anlamda. Evet, herkesin belli bir kapasitesi var. Yani herkesin yükü, derdi, stresi, yoğunluğu kendine göredir, yani kendi kapasitesine göredir. Kimse bir diğerinin çekebileceği yükü çekemez, herkesin yükü kendine göredir. Yani, siz bir insanın bütün görev ve sorumluluklarını alıp, başka bir insana verirseniz, belki az gelir, belki de belini büker. Tabii bu görev ve sorumlulukların hiçbirini yapmadan bir köşeye çekilebilirsiniz, görmezlikten de gelebilirsiniz, kulak ardı da edebilirsiniz, her zaman ileriye de erteleyebilirsiniz. Belki de kimse size bir şey demez, belki de herkesin gözünden kaçar. Ama hepsi birden ya da tek tek bir gün daha büyümüş şekilde karşınıza çıkabilir. Bu da sizde büyük bir strese yol açabilir. Ne beyniniz kaldırabilir ne de bedeniniz. Hayat beyne sığmaz olur.

 

Diyelim ki sadece kendi hayatınızı yaşamayı düşünüyorsunuz ve böyle karar aldınız. Yani sadece kendinizle ilgilenmeye karar verdiniz, hadi üstüne bir de ailenizi eklediniz. Tamam anlaştık. Hadi bir göz atalım. Düzenli olarak işinize gidiyorsunuz, işinizin çeşidine göre maruz kalacağınız iş yükü ve stresiniz mutlaka olacaktır. Eğer bir sağlık çalışanı iseniz, muhakkak iş yükünüz ağır ve stresiniz fazla olacaktır, ama hangi iş olursa olsun kendine göre bir yoğunluğu olacak, sizi gerek bedenen, gerek zihnen yoracaktır. Ev hanımıysanız yine görev ve sorumluluklar siz yoracak, sürekli içerde olmak canınızı sıkacak, hep aynı şeyleri dönüp dolaşıp yapmak sizde bıkkınlığa yol açacaktır. İşsiz olsanız da yorulacaksınız kara kara düşünmekten. Öğrenci olsanız ve tek işiniz ders çalışmak olsa da strese gireceksiniz, dersler her geçen gün birikecek, her zaman yetiştiremediğiniz konular olacak ve sıkıntılar basacak. Ve akşam bütün aile bireyleri yan yana gelecek, herkesin gerginliği tabii ki birbirine yansıyacak. Belki birbirinize yardım edeceksiniz, birbirinize anlayış gösterip yardımlaşacaksınız, bu güzel. Ama belki de bütün gerginliğinizi birbirinize yansıtacaksınız. O zaman üzüntülüler, kırılmalar, daralmalar olacak, hayat ne eve ne de beyninize sığmayacak. Yani yok öyle, kendi hayatını yaşamak.

 

İşler başını almış gidiyor, ekonomik sıkıntılar bitmiyor. Bir markete giriyorsunuz, aldığınız şeylerle ödediğiniz hesap arasındaki uçurum dudağınızda uçuğa yol açıyor. Daha önceden almış olduğunuz ya da alabiliyor olduğunuz ev, araba veya ev eşyalarını şimdiki ekonomik tabloda güncel maaşınızla almaya ömrünüzün yetmeyeceğine kanaat getiriyorsunuz. Birçok ülkede sıradan olan ve en temel ihtiyaçlar sınıfında olan gereksinimler artık gitgide sizden uzaklaşmaya başlıyor. Biraz durumunuz idare eder gibiyse şükretmenin en kolay mutlu olma ve bu hayatı halen yaşamaya değer bulma yolu olduğunu görüyorsunuz. Daha önceki hayalleriniz, artık sessiz bir fısıltı haline dönüşüyor hayal dünyanızda, artık hayalleriniz ürkek ve korkak kalıyor duygularınızda. Ama yine de sizden beklentiler var gerek ailenizden, gerek çevrenizden. Bütün bunlar sizde karamsarlığa ve hayal kırıklığına yol açıyor. Çalışmanız da çabalarınız da boşa sallanmış kürekler oluyor yaşam geminizde. Beyniniz ya alışıyor ya da alışmıyor bu hayata, fakat bu hayat beyne sığmıyor gitgide.

 

Ama bu kadar da karamsar olmaya gerek yok ki. Yine de her şeye tozpembe bakalım. Aksi takdirde karamsarlık bizi alıp götürecek bir gün. Varsın bu hayat mülteci olsun beynimizde, kendine yer edinsin yavaş yavaş, etrafına ve kendine zarar vermesin. Karamsarlık çok kötü bir şey, değil mi?

 

Size bir sır vereyim mi. Bir gün hiçbirimizin bir derdi kalmayacak. Her yer güllük gülistanlık olacak. Hiçbir problem sizi bulmayacak. Kimse size iş yüklemeyecek. Kendinizi salıvereceksiniz öylece. Ne iş yorgunluğu kalacak ne de zihin yorgunluğu. Zaman hiç problem olmayacak sizin için. Zamanınız o kadar çok olacak ki, yapacak iş kalmayacak. Bütün hayalleriniz olduğu gibi capcanlı kalacak, belki de çoğu gerçekleşmiş olacak. Dertleri, problemleri, sorunları çözmekle uğraşmayacaksınız, hatta onlar sizi çözecek. Ekmek elden su gölden olacak. Tuttuğunuz altın olacak, ama bir değeri olmayacak. Ne paraya para diyeceksiniz, ne de paraya ihtiyacınız olacak. 

 

Kimse kimseye üstünlük taslamayacak. Kimse kimseye kötülük yapamayacak, iyilik yapmaya da gerek kalmayacak. Çünkü zaten her şey kendiliğinden halloluyor olacak. Yani hayatınızı tam istediğiniz gibi, tam keyfinize göre yaşayacaksınız. Kimse size neden öyle ya da böyle yaşadığınızı sormayacak, çünkü sizin gibi diğer herkesler de kendi hayatını yaşayacak, kendi keyfine bakacak. Kimsenin kimseye ne minneti kalacak, ne de kimsenin kimseden beklentisi olacak. Herkes sadece ve sadece kendisi ile ilgilenecek. Beyninizin kapasitesi çok artacak ve bütün bunlar da beyninize sığacak. Ama hayatınızda çok büyük ve köklü bir değişiklik yapmış ve başka bir aleme gitmiş olacaksınız. 

 

Evet, kendimi de katıyorum. Keşke o aleme gitmeden önce ne yapacağımızı tam bilseydik ve buradan oraya neler götürebileceğimizi bilseydik de ona göre hazırlıklarımızı yapsaydık. Belki de kendimizle götüremeyeceğimiz diğer şeyler için ne canımızı sıkardık ne de bu kadar stres yapardık. Belki de daha huzurlu ve mutlu olurduk. 

Bütün okurlarımı saygıyla selamlıyorum, O’na olan saygımdan dolayı. Sağlıcakla ve selametle kalın

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
2019-2020 Lig Şampiyonu Hangi Takım Olur?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
türk ifşa alemi türk ifşa http://www.seoesc.com/